Posted 1 ay önce / 33.307 yorum / Via: the-absolute-best-photography

the-absolute-best-photography

the-absolute-best-photography

(Kaynak: berryvenom)

Posted 5 ay önce

            Ellerini ceplerine koyup ayaklarını sürüyerek yürüdü karanlık, boş sokaklarda. Ne yağan yağmurun uzun ve gür saçlarını yüzüne, kıyafetlerini vücuduna yapıştırmasına aldırıyordu, ne arada bir rastladığı insanların ona acıyarak bakan gözlerine. Uzaklaşmak istiyordu, arkasına bakmadan uzaklaşmak. Yaşadığı kasabadan, nefret ettiği hayatından, bunalımlarından, meraklarından, tecrübelerinden, sevgilerinden ve acılarından..

            Adını ve ona bu ismin konulma sebebini düşündü. Uzun yıllar önce kaybettiği annesi geldi gözünün önüne. “Seni ilk kucağıma aldığımda burnuma baharı haber veren tatlı bir toprak kokusu çalındı, bu yüzden bu adı verdim sana,” demişti annesi. Toprak… Ne tuhaf bir isimdi. Tıpkı benim gibi, evet, ismim de benim gibi tuhaf. Boş düşünceler at koşturuyordu acılı zihninde. Kendini uzak tutmaya çalışıyordu bu yürüyüşün sebebinden. Mutlu olmaya gidiyordu, gittiği yer mutlu olmasını sağlayacak tek yerdi, tek yol…emindi bundan.

            Denizi kıskandıran derin gözlerini gezdirdi tanıdık patikada. Karanlık yüzünden seçemese de şekillerini, tanıyordu burayı. En son buraya geldiği zamanı anımsamaya çalıştı, olmuyordu. Sesler vardı; ama görüntüler gelmiyordu. İyice bunalmış hissetti kendini, eli yarım boğazlı kazağının yakasına gitti istemsizce, aslında hiç de dar olmayan dokuyu esnetmek için. Seslice nefes verdi, dalgınca dışarıya çıkan buharları izledi yok olana kadar. Yağmurdan ıslanmış, yumuşamış yere bıraktı kendini. Kıyafetlerine ve saçlarına yapışan çamuru önemsemeden uzandı, gökyüzüne baktı son kez. Ay hep bu kadar güzel miydi? Daha önce hep dolunayı sevdiğini sanırdı. Oysa şimdi hilal daha güzel gelmişti ona.

            Zihnine yasaklamış olduğu düşüncelerin önündeki seti kaldırdı, gözlerini kapattı. Önüne geçemeyeceği, yakalayamayacağı kadar hızlı akıyordu düşünceleri. Yorgun hissetti kendini. Keşke değiştirebilseydim her şeyi… Kapalı göz kapaklarının ardında birden beliren görüntü, irkilerek kalkmasına sebep oldu. Derin, sık ve kısa nefesler alıp veriyordu, sanki bir kabustan uyanmıştı; ama hayır, O bir kabus olamazdı. Göğsüne acıyla inlemesine engel olamayacağı kadar şiddetli bir sancı saplandı. Ellerini göğsünün üstüne kapatmış, iki büklüm oturuyor olduğunu fark etti neden sonra. Sanki böyle durursa O’nun kalbinden çıkmasını engelleyebilecekmiş gibi geldi delikanlıya. Çıkmaya çalışıyor muydu ki böyle düşünmüştü, bilemedi.

            Sancı gelişinin aksine aheste aheste solup giderken, tekrar uzandı serin toprağa. İki yanına uzattığı ellerini yumruk yaptı, kendini ölesiye sıktı; ancak engelleyemedi gözlerinden akan yaşları. Ne kadar da özlemişti O’nu. Uzun süredir ziyaret etmediğini düşündü, iyi etmişti buraya gelmekle. Sağ yanına dönüp yüzünü adını aldığı varlığa dayadı, rahatlamıştı. Tekrar kapattı gözlerini. Dizlerini karnına çekti ve bir elini çevrelerine doladı. O’ da böyle yatardı üzülünce..

            “Al beni yanına,” fısıldamıştı bu sözleri, nereye gideceğini bilmeden. Duyar mıydı gerçekten? Güldü kendine. Ne hallere düşmüştü böyle? Hayaletlerden medet umuyor, cevap bekliyordu. O yanındayken hiç söyleyemediği sözler döküldü dudaklarından istemsizce, “Seni öyle çok seviyorum ki!” Sahi, neden söylememişti? Aptallık ettim.. Özlemi virüs gibi yayıldı bedeninde. Bir kerpeten içinde etlerini parçalıyordu sanki. Bağırdı, boğazını parçalamak istercesine. Çok yaklaştığını hissediyordu. Boğazından yukarıya yükselen ılık sıvıyı hissetti. Bir öksürük nöbetiyle sarsıldı kaslı gövdesi. Ağzında tuhaf bir tat vardı. Demir gibi. Bir kez daha öksürdü. Bu da neyin nesiydi? Ne olduğunu anladığında umutla gülümsedi. Yakışıklı yüzünü acılı bir gülümseme kaplamış, gözlerine hüzün bulutları çökmüştü. Ama tuhaf bir şekilde mutlu görünüyor, mutlu hissediyordu. Tuhaf, tıpkı benim gibi..

Aralandı dudakları, son bir cümle bırakacaktı ardında. Ağzını biraz daha açınca yine öksürmeye başladı. Gök gürledi aniden ve mavi bir ışık patlaması takip etti onu, delikanlının gözlerinin renginde kaybolan. “Seni öyle çok seviyorum ki,” haykırmak istediği cümleyi ancak fısıldayabilmişti. Yanına geliyorum, beni duydun değil mi?!..

Toprak kokusu sardı her yeri, bahar gelmişti sanki. Yağmur bastırdı yeniden, delikanlının yüzünde sonsuza dek kalacak olan mutlu gülümseyişin ardından ağlarcasına.

-dii-

Posted 6 ay önce / 540 yorum / Via: theartofanimation

sweetsweetsweet!!
theartofanimation:

zhuzhu

sweetsweetsweet!!

theartofanimation:

zhuzhu

Posted 6 ay önce
Al sana fen lisesi. :D
  • Dii: Ne biçim bir gündü yaa, hepten delirdik!
  • Ra: Ne delirmesi kızım, beynim böbreklerimden süzüldü resmen!
  • Dii: Yuuh!! Aştın kızım sen! :D :D
  • Ra: Süzüldü demiştim! :D :D
Posted 6 ay önce

Posted 6 ay önce

Posted 7 ay önce / 35.015 yorum / Via: loudestnavy

(Kaynak: thepakman)

Posted 7 ay önce
“Mutluluk Vaadi”

     Ne kadar hoş bir tınısı var çalan bu müziğin. Sanki insanı kendisinde bağlamak için yazılmış her notası. Karşı koyulamayacak bir cazibe, bir çekim, “Gel,” diyor bana. “Gel ve sonsuza dek yanımda kal, burası bambaşka!”

     Melodik bir ses eşlik etmeye başlıyor müziğe. Daha fazla karşı koyamam. Ne kiz ne de erkek, ancak müthiş bir his uyandırıyor içimde dinlemek. Ruhuma dokunuyor her zerresiyle ve tekrar çağırıyor beni, “Acele et, kapanacak kapılar,” sahi, neresi bu bahsettiği yer? Bilmiyorum. Gitmeli miyim? Başka bir hayata başlamak, yeni bir hayata… Hala devam eden müzik kadar olmasa da, hoş geliyor kulağa.

     Ses gittikçe yükseliyor, notalar şiddetleniyor ve, Tuhaf, müzik çevreye renkler yayıyor. Işık saçıyor, mavinin her tonu var içinde, mor ve yeşil de.. Olmayan gözlerin bakışları bana yöneliyor, olmayan bir el davetkar bir şekilde öne uzanıyor, “Hadi, ver elini. Seni yeni bir dünyayla tanıştıracağım.”

-dii-

Posted 7 ay önce / 1 yorum
~Seyirci

     Gün batıyor sonu yokmuş gibi görünen okyanusun insanı hülyalı bir dünyaya davet eden ufkunda. Martılar hüzünlü çığlıklarıyla dolduruyor gökyüzünü, dalgaların kumsalına kavuşmasının sevinci tüm tezatlığıyla eşlik ediyor onlara, kıskandırmak istercesine. Ne kadar bencilce.. Bulutlar bilgece bakıp sessizliklerini korumaya karar veriyor, biraz daha.

     Gün bitiyor, kendi renklerine boyuyor gökyüzünü, en masum tonlarda turuncu, mor, sarı ve kırmızı. Çok acıklı, buna bir son vermeli. Bu ağır yük insanoğluna yeterli. Fazlasına dayanamaz ki küçücük yürekleri. Evet, evet; hepsine bir son vermeli, bu dünyayı yok etmeli..!

-dii-

Posted 7 ay önce
Kalbini Ver Bana


                                     

   Zor, çok zor kalbine dokunmak. Öylesine uzak ve öylesine ulaşılmaz..

Uzatıyorum ellerimi; avuçlarım boşluğu kavrıyor. Tekrar deniyorum, her seferinde biraz daha uzaklaşıyor; ben yaklaştıkça o aramıza sonsuz aşılmazlıklar, buz gibi imkansızlıklar dolduruyor.

Her denemem başarısızlıkla sonuçlanırken ümidimi kaybetmemeye çalışıyorum.

O benim tutunacak tek dalım, ne yapacağım..?

Dokunmalıyım, sarılmalıyım sımsıkı.

Son. Son bir kez daha deniyorum. Yine boşluğu sarmalıyor parmaklarım, hayal kırıklıklarıyla doluyor tırnaklarım, kanıyor avuçlarım; kalbimi kalbine göstermek istercesine. Ümidimi düşürüyorum boşluğa, kalbini tutamamış olmanın omuzlarıma hüzün yüklemesiyle. Başım dönüyor, ayakta duramıyorum. Tutunacak bir yere ihtiyacım var, kalbine ihtiyacım var; düşeceğim!

-dii-

Posted 8 ay önce
~

Seni sevmek;

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura aldırmadan, aklımda sadee “SEN”le dolu düşünceler eşliğinde, umarsız, yavaş adımlar atarak yürümek; konuşanın kim olduğunu bile ayırt edemeden, anlatılan şeye baş sallayıp, destekler sesler çıkarır, yer yer teselli cümlerleri mırıldanırken tamamen “SEN”le dolu olmak; yalnız kaldığım her ortamda -nerede olduğumu umursamadan- etrafa zerre kadar ilgi göstermeden “SEN” kokan hayaller kurmak, “SEN”i düşlemek; kaldırımdaki çatlakların en derin yerinde, koyu ve ılımlı gökyüzünde asılı en uzak ama en parlak yıldızda, gece boğazı izlerken suya yansıyan rengarenk ışıkların gittiği yerde, türlü cambazlıklar yapıp oynayarak uçuşan bir çift kuşun cıvıltısı ve kanat seslerinde “SEN”i bulmak; ütopik denebilecek güzellikte, ayaklarımın altında denizin sonsuzluğunun uzandığı bir uçurumdan “SEN!” diye haykırıp, yaşamımı ellerine bırakmaktır…

“Seni Sevmek”, ‘ben’i unutmaktır!

Seni sevmek…

-dii-

Posted 8 ay önce
Kayıp


    Altındayım Koca Çınar’ın.

      Yeşil?

        Hayır, kırmızı.

  Gece ağlıyor, kanlı gözyaşları boyamış bu ağacı.

  O asil renk değişiyor, kızıl…hayır, kırmızı!

       Sallanıyor dünyam.

      Yer ayaklarımın altından kayıyor, kaçıyor sanki…

                                …boşluktayım.

               Düşüyor muyum? Bilmiyorum.

    Kırmızı. Ona tutunuyorum…

-dii-

Posted 8 ay önce

…ve arkama bakmadan koşmaya başladım. Doğru mu, yanlış mı olduğunu tartmadan yaptığımın. Umursamadan geride kalan parçalarımı; iyi olurlar mı, bana geri dönerler mi bilmeden..

Zihnimde kalan tereddütlerin üstüne basıp, içinde ilerlediğim karanlık tünelin sonundaki ışığa ulaşmam gerektiğini hatırlattım kendime. Bu boşluktan ve belirsizlikten orada kurtulabilecektim ancak. Mutluluğu yakalayabilecek, yeni bir başlangıç yapabilecektim tüm kötücül hislerimi bırakıp geride.

Durup ışığa baktım, sonsuz ve sıcak.. Uzaklardan göz kırptı, sonsuz mutluluk vadediyordu bana, tekrar var gücümle koşmaya başladım. Yaklaştıkça ışığın içinde yer çekimi kanunlarını ihlal ederek süzülen şeyler olduğunu fark ettim. Onlar benim hedeflerimdi, isteklerim, ideallerim, hiç gerçekleşmeyen hayallerim.. Sonunda bulmuştum onları, sonunda ulaşmıştım. Bu kadar kolay mıydı? Yanılmış mıydı hayatın zor olduğunu söyleyen onca bilge?.. Neden sonra hareket etmediğimi anladım. Bir adım daha attım ve…artık ışığın içindeydim. Elimi uzatıp aldım hayallerimden birini. Kocaman bir gülümseme yavaşça yayıldı yüzüme. Evet; hayatın, kazanmanın zor olduğunu söyleyen onca insan, onca bilge yanılıyordu. Onlar tünelden korkmuş ve ışığa koşamamıştı. Onlar kaybemişti. Çünlü inanmamışlardı..

-dii- 

Posted 8 ay önce
~Masal

Bir varmış, bir yokmuş..

‘Dünya’ denen bir yerde, ‘insan’ denen varlıklar, ‘yaşam’a tutunmaya çalışırmış. Çoğusu bunu başaramaz, ‘yaşam’ı karşısına alırmış. Bu, yaşamla ilişik oldukları süreyi ifade eden ‘hayat’larını ‘mutluluk’tan yoksun bırakırmış. Başaramayanlar hep ‘yaşam’a kızmış, ona meyden okuyan sözler söyleyip şiirler yazmışlar.Amaçları ‘yaşam’ı yaralamakmış; fakat hiçbir zaman başarılı olamamışlar. ‘Yaşam’ hala tüm karanlığıyla karşılarında dikiliyormuş. Bu bazılarının gözünü korkutmuş, yapabilecekleri tek şeyin ‘yaşam’la ilişkilerini kesmek olduğuna karar verip ‘hayat’larına son vermişler..

Hiç anlayamamışlar bunu sadece ‘sevgi’nin çözebileceğini. ‘Doğru çözüm’ diye peşinden koştukları ‘yanlış’ şeyleri hep kaybetmişler. ‘Sevgi’ onlara kendini gösterdiğindeyse, ‘bağlanmak’tan korktuklarını bahane edip ‘sevgi’nin kanatlarını kırmışlar önce. Ardından ‘güvensizlik’ bahane olmuş, koparmışlar kolunu, bacağını. ‘Doyumsuzluk’, ‘hırs’, ‘itibar’ ve ‘para’ her defasında zarar vermiş ‘sevgi’ye, ‘insan’ın üzerinden. Sonunda ‘sevgi’ tüm güzelliklerinden mahrum kaldığında, ‘merhamet’ hissini çoktan kaybetmiş olan ‘insan’ bir mağaraya atmış onu. ‘Renkler’ de ‘sevgi’yle birlikte terk etmiş ‘insan’ı. ‘Dünya’ puslu kalmış, ‘renk’siz, ‘mutsuz’, ‘sevgi’siz.. Canı yanmış bu haline, çok ağlamış; ancak ‘insan’ onu duymamış. Yorulan ‘dünya’, ‘yaratıcı’ya yakarmış ve ‘ölüm’ inmiş yeryüzüne. ‘Pişmanlık’ geldiğinde, ‘insan’ için çok geçmiş..

Bir varmış, bir yokmuş; bu da sonu olmayan bir başka ‘masal’mış…

-dii-

Posted 9 ay önce
Damla

Başımı cama yaslayıp yağmurun şarkısını dinliyorum; sessiz, huzurlu ve düzenli.. Dokunduğu yeri arındırıyor usulca şarkı söyleyen damlalar. Bana da dokunmalarını istiyorum, aynı sakinlikle, tenimi okşarcasına. Tenimden geçip içime yerleşmelerini ve sessiz şarkılarını orada sürdürmelerini.. Beni de arındırıp aralarına karıştırmalarını, şarkılarına eşlik etmeyi, şarkı bitince onlarla birlikte sonsuz bir döngünün parçası olmayı.

                Evet, ben de istiyorum, şarkı söyleyen bir yağmur damlası olmayı..

-dii-


Ask | Archive | Shuffle | RSS

ABOUT

chibidiisuyu, geceyi, ayı severim. hayatım bu unsurlar etrafında şekillenir hatta. yazmayı severim bir de; rahatlamak için hani..